16 Ocak 2018 - 28 Rebiü'l-Ahir 1439
Yılbaşı Kutlamaları Batı Hadaratındandır!
2017-12-30 18:51:00 | Kadir Kaşıkcı | Yılbaşı Kutlamaları Batı Hadaratındandır!

Allah Subhanehu ve Teâlâ, Cehennemin ashabı olan kâfirlere benzememeyi, onların amellerini işlememeyi Müslümanlara emretmiştir. Ki onların sevgisi Müslümanların kalplerine yerleşmesin. Zira kâfirler, Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın ve Müslümanların düşmanıdır. Onlara işlerinde ve yaşayışlarında benzerlik, kalpler arasında ülfet ve yakınlığı doğurur. Bu da onlara karşı muhabbeti beraberinde getirir.

Noel ve yılbaşı, Miladî takvimin kültürüdür

Uluslararası ismi ile “Silvester” diye adlandırılan yılbaşı gecesi, aslen 335 yılında yaşamış I. Silvester isminde bir Papa’ya hürmeten tatil günü ilan edilmiştir. Silvester’e çok hürmet gösteren Papa I. Gregor, 1582 yılında, 24 Aralık’ta biten takvimi 31 Aralık’a uzatmış ve takvimin son gününü I. Silvester’e atfederek tatil ilan etmiştir. Şimdiye dek bu takvimi yani Gregoryen takvimini kullanmaktayız.

Bu arada, tarih kitaplarında Papa I. Gregor’un bir İslâm düşmanı olarak belirtildiğini de unutmamak lazım.

Şu günlerde şehir merkezlerinde yılbaşı kutlamaları için yoğun bir hazırlık göze çarpmakta. İşyerlerinde yılbaşı indirimleri(!), binlerce liraya mal olan vitrin ve baştan aşağı bina süslemeleri, TV ve gazete reklamları, market reyonlarında yerini alan hindiler... Ekmek almaya para bulamayanlar “bir ümit” diyerek ellerindeki avuçlarındaki paralarını piyango biletlerine yatırıyorlar…

Çağımızda Müslümanların başına gelen en büyük belaların başlıca sebeplerinden biri, demokratik söylemlerle Yahudi ve Hristiyan topluluklara benzemek ve onların peşinden gitmektir. İşte Noel ve yılbaşı kutlamaları da bu takibin bir tezahürü maalesef…

Hâlbuki Noel ve yılbaşı, Miladî takvimin kültürüdür. Bilinmelidir ki takvimler, beraberinde geldikleri medeniyetin kültürünü de taşır ve o kültürü topluma hâkim kılar. 1925'te İslâm kültürünü taşıyan "Hicrî takvim" kaldırılarak yerine Hıristiyan ve Batı kültürünü taşıyan "Miladi takvim" getirildi. Miladi takvimin taşıdığı Batı kültürü yaygınlaştı ve Müslümanlar üzerinde hâkim olmaya başladı. Miladi takvimin Batılılaşmaya destek olmasından ötürü Noel ve yılbaşı bu yüzden önemsenir hale geldi.

Genç-yaşlı demeden Müslümanlar arasında “kutlanır mı, kutlanmaz mı” tartışması yapılan yılbaşı meselesi, sosyal medyanın da konusu oldu ve “#MüslümanYeniYılKutlamaz” etiketi en çok paylaşılanlar içinde başı çekerken, “#NoelKutlamakTürkToplumunaYakışmaz” etiketi altında da hararetli tartışmalar yaşandı.

Aslında bu tartışmalar gösteriyor ki, Müslüman Türkiye halkında bu konuda hassasiyet hâlâ mevcuttur. Dolayısıyla bizler, bu hassasiyetin korunması adına çocuklarımızda İslâmi bir duyarlılık oluşturmalıyız ki Hristiyanlık propagandası olan Noel-yılbaşı kutlamalarının çocuklarımızın bilinçaltını işgal etmesine fırsat vermemiş olalım. İşte o zaman çocuklarımız, kendi İslâmi kültürlerine yabancı olmaktan kurtulabilirler.

Noel kutlaması bir tür bayramdır

Noel ve yılbaşı kutlaması bir tür bayramdır ve dinî ve akidevî boyutu olan bir meseledir. Hâlbuki Müslümanlar için bayramlar bellidir; iki bayram vardır ki Peygamber efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem bunların hangileri olduğunu bizlere bildirmiştir. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Medine’ye hicret ettiğinde, onların oynayıp eğlendikleri iki günlerinin olduğunu öğrendi. “Bu günler nedir?” diye sordu. Dediler ki: “Cahiliyede bu iki günde oynardık.” Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

إِنَّ اللَّهَ قَدْ أَبْدَلَكُمْ بِهِمَا خَيْرًا مِنْهُمَا يَوْمَ الْأَضْحَى وَيَوْمَ الْفِطْرِ

“Allahu Teâlâ size, kutladığınız bu iki bayramın yerine, daha hayırlısını, Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı’nı hediye etti.”[1] Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem başka bir hadiste, “Bizden gayrısının sünnetiyle amel eden bizden değildir” buyurmak suretiyle meselenin önemine işaret etmiştir. Yine Hz. Ömer RadiyAllahu Anh konu ile alakalı olarak şöyle demektedir: “Allah’ın düşmanlarının bayramlarından sakının.”[2]

Şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki; Müslümanların Noel ve yılbaşı ile uzaktan yakından hiçbir alakaları yoktur. Bir Müslüman, yılbaşı kutlamalarına kesinlikle katılmamalıdır. Özellikle Hristiyanların, Hz. Meryem'in İsa Aleyhi’s-Selam'ı altında doğurduğuna inandıkları 'Noel ağacını' evlere taşımak, hediye olarak almak-vermek, süslemek, hediyeleşmek, tebrikleşmek gibi bugüne has bir takım amellerde bulunmak caiz değildir. Kâfirlerin hadaratının[3] alametifarikası durumunda olan her şeyin hükmü de böyledir.

Kaldı ki yılbaşı kutlamaları günümüzde, dinî bir ritüel olmanın ötesinde Kapitalist sömürü düzeninin bir parçası olarak insanları aldatmanın ve ekonomik çıkar temin etmenin bir vesilesi olmuş durumdadır… Yoksa bir peygamberin doğum gecesi, içki, kumar ve fuhuş ile nasıl kutlanabilir ki?

Müslümanlar kâfirlerin hadaratlarından uzak durmalı

Peki, yılbaşı kutlamalarını Müslümanlara pazarlayan sömürgeci kâfirler bugün coğrafyamızda neler yapıyor?

-Allah'a iftira ve düşmanlık ederek dinini tahrif ediyorlar.

-Suriye’de, Arakan’da, Filistin’de, Afganistan’da, Keşmir’de Müslümanları katlediyor, kutsallarımızı çiğniyorlar. Servetlerimizi sömürüyorlar.

Hal böyleyken günümüz Müslümanları Batı hadaratından kaynaklanan böylesi günlerin kutlamalarına katılamaz/katılmamalı. İmanın tezahürü ile “Allah’ı dost edineni sevmek ve Allah’ın düşmanlarından nefret etmektir.” anlayışıyla kâfirlerin bayramlarını kutlamaktan, onların yaşam modellerini taklit etmekten ve onlara ait yönetim sistemlerini benimsemekten uzak durmalıdır. Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, “Bizden başkasına benzeyen bizden değildir. Yahudilere ve Hristiyanlara benzemeyin. Yahudilerin selamları parmaklarla, Hristiyanların selamı avuç içiyledir”[4] buyurmaktadır.

Yılbaşı kutlamalarının Müslümanların dinleri, inançları, örfleri, adetleri, gelenek-görenek ve kültürleri ile uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur. Evet, "Müslüman Noel de, yılbaşı da kutlamaz." Müslüman kumar oynamaz, ihaleye fesat karıştırmaz, yandaşı kayırmaz, zalimle iş tutmaz, zulme rıza göstermez/göstermemeli. Ve en önemlisi Müslüman, laiklik ve demokrasiye razı olmaz; onunla yönetmez, ona asla davet etmez/etmemeli…

Bugün başımıza gelen kötülüklerin, işgal ve yıkımların anası; sömürgeci Batı’nın yönetimi olan demokrasidir. Küffarın kanunlarına karşı Allah’ın hükümlerinin yeryüzünde geçersiz sayılmasının adıdır, demokrasi.

Hatırlanacağı üzere sömürgeci kâfirler, işgal ettikleri İslâm beldelerine demokrasi götürdüklerini söylüyorlardı. Durum ortadadır: yıkım, katliam ve sömürü…

Maalesef yine bugün Müslümanların başındaki hain yöneticiler de, kahrolası kâfirlerin izini karış karış takip ederek bir küfür nizamı olan demokrasiye Müslümanları davet etmekte, işgal ve katliamlarda Batılı efendilerine destek olmaktadırlar. Hâlbuki Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır:

لَتَتَّبِعُنَّ سُنَنَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ حَذْوَ اَلْقُذَّةِ بِالْقُذَّةِ، حَتَّى لَوْ دَخَلُوا جُحْرَ ضَبٍّ لَدَخَلْتُمُوهُ قَالُوا يَا رَسُولَ اَللَّهِ! اَلْيَهُودُ وَالنَّصَارَى ؟ قَالَ: " فَمَنْ ؟

“Sizden öncekilerin izlerini karış karış takip edeceksiniz. Öyle ki onlar bir kertenkele deliğine girseler, siz de gireceksiniz.” “Ey Allah'ın Rasûlü, bunlar Yahudi ve Hıristiyanlar mı?” dediler. “Ya kim olacak?”[5] diyerek kâfirlere benzemeyi kesin bir dille yasaklamıştır. Allah Subhanehu ve Teâlâ da, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوَاْ إِن تُطِيعُواْ فَرِيقًا مِّنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ كَافِرِينَ

“Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.”[6]

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاء تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءكُم مِّنَ الْحَقِّ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَن تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ رَبِّكُمْ إِن كُنتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَادًا فِي سَبِيلِي وَابْتِغَاء مَرْضَاتِي تُسِرُّونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَأَنَا أَعْلَمُ بِمَا أَخْفَيْتُمْ وَمَا أَعْلَنتُمْ وَمَن يَفْعَلْهُ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاء السَّبِيلِ

“Ey iman edenler; benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkâr etmişken onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar; Rabbiniz olan Allah'a inandığınızdan dolayı sizi ve peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer siz, benim yolumda savaşmak ve hoşnutluğumu kazanmak için çıkmışsanız; onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Oysa Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden kim bunu yaparsa; şüphesiz ki doğru yoldan sapmış olur.”[7]

Bugün hak-batıl çatışmasının en şiddetli mücadelesi, köhne Kapitalist Hadârat ile İslâm Hadâratı arasındadır. Bizler Müslümanlar olarak akidemize, güç ve kuvvetimizin kaynağı sabitelerimize sımsıkı sarılalım. İslâm ile küfür arasındaki hadâratlar çatışmasının bir sonucu olan Hıristiyan ve Yahudi kültürünün Müslümanlara sevdirilme çalışmasına şiddetle karşı duralım. İşte o zaman kazanan bizler olacağız Allah’ın izniyle…


@KadirKasikci_



[1] Sünen-i Ebu Davud, Salat, 239

[2] Beyhaki

[3] Hadarat: Hayat hakkındaki mefhumların toplamıdır. Hayat görüşüne göre özel olur. İslâm hadaratı, Batı hadaratından ve Komünist hadaratından ayrıdır.

[4] Tirmizi

[5] Buhari, Müslim

[6] Âl-i İmran 100

[7] Mumtehine 1

Yorumlar

Kadir Kaşıkcı
YAZARIN DİĞER YAZILARI